NEDEN MONTESSORİ EĞİTİMİ?

"Bir çocuğun potansiyelini serbest bırakın ve onu dünyaya kazandırın"

Maria Montessori

NEDEN MONTESSORİ EĞİTİMİ?

DÜNYANIN GELİŞMİŞ ÜLKELERİNDE EN ÇOK KULLANILAN EĞİTİM MODELİDİR

İtalyan Profesör Maria Montessori tarafından ortaya atılan çocuk merkezli bir eğitim sistemi olan bu eğitim modeli; Almanya, İtalya, Amerika başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde en yaygın eğitim modeli olarak kabul görmektedir. Bu sistemin özünde öğrenciye tepeden inme müfredat programı yerine, çocuğun daha çok kendi yeteneklerini kendisinin keşfettiği, öğretmenin bilen değil de, yol gösteren olduğu bir yaklaşım esas alınmaktadır.

SINIF DÜZENİ GERÇEK HAYATA UYGUNDUR
Montessori sınıflarında her nesnenin bir örneği bulunur ve çocuklardan biri o an başka bir çocuk tarafından kullanılan bir parçayı istediğinde sırasını bekler. Bu da önemli toplumsal erdemler doğurur. Çocuk, birisi öyle yapması gerektiğini söylediği için değil, bu gerçeklikle günlük deneyimlerinde karşılaştığı için, başkalarının çalışmasına saygı duyması gerektiğini görmeye başlar. Çocuğun yaşadığı deneyimlerden başka bir erdem daha ortaya çıkar: Sabırlı olmak.  Üç yaşındaki bir çocuğa böyle bir ahlâkı öğretmek mümkün değildir. Bunu ancak deneyim öğretebilir ve insanlar diğer koşullar altında çocukları istedikleri şeyleri almak için kavga ederken görmeye alıştıklarından dolayı, Montessori okullarında çocukların onlara emreden kimse olmamasına rağmen sıra beklemesi karşısında şaşırırlar. Oysa bunu yapan özenle hazırlanmış çevre ve çocukların bu çevrede bulduğu özgürlüktür.

SINIFLAR GELENEKSEL SINIFLARA GÖRE ÇOK DAHA GENİŞTİR
Montessori sınıfları geleneksel okulların aksine bir hayli büyük olduğundan, karakter farklılıkları daha açık bir şekilde kendini gösterir ve bu da daha fazla deneyim yaşanmasına olanak verir. Küçük sınıflarda bu o kadar da kolay değildir

KARMA EĞİTİM SİSTEMİ UYGULANIR VE HER SINIFTA İKİ VEYA ÜÇ ÖĞRETMEN BULUNUR
Bu eğitim sisteminde öğrencinin gözlemlenmesi çok önemli bir yer tutar. Her sınıfta 8-10 öğrenciye bir öğretmen düşecek şekilde toplam iki veya üç öğretmen bulunur. Bu durum öğretmenlerin çocukları farklı açılardan gözlemleyebilmesini sağlar.
 
Sınıflarda karma yaş sistemi uygulanır ve 3-6 yaş arası çocuklar bir aradadır. Bu son derece önemlidir. Böylelikle küçükler büyüklerin yaptıklarını görür ve açıklamalarını isterler. İstedikleri açıklamayı da hemen alırlar ve bu da gerçekten değerli bir ders olur. 5 yaşındaki bir çocuğun zihni 3 yaşındaki bir çocuğun zihnine çok daha yakındır.  Bu yüzden bizim anlatmakta zorlanacağımız bir şeyi küçükler birbirlerine kolaylıkla öğretebilirler. Bütün çocukların aynı yaşta olduğu geleneksel sınıflarda çocuklar arasındaki bireysel farklılıklar kıskançlığa ve küçük düşme duygularına yol açabilir. Bu durum çocukların moralini bozar ve özgüven duygularını zedeler. Küçük çocuklar ise kendilerine bir şeyler öğreten büyüklerini kıskanmazlar. Büyük bir çocuğun onlardan daha fazla şey bilmesinden utanmazlar çünkü büyüdüklerinde sıranın kendilerine geleceğini bilirler. Büyüklerde de sorumluluk ve küçüklerini koruyup sahiplenme duyguları gelişir. Her iki tarafta da sevgi ve hayranlık, gerçek bir kardeşlik söz konusudur.

ÖDÜL VE CEZA SİSTEMİ YOKTUR
Montessori yönteminde çocuğun başarıları ya da iyi davranışları ödülle değerlendirilmez. Zaten başarıyla sonuçlanan her iş ve olumlu olan her davranış kendi doğru ve güzel doğal sonucunu getirir. İstenen o olumlu sonucun kendisidir, matematikte Kırmızı – Mavi Çubukları sıralamak ve sayı kartlarını doğru yerleştirmek mücadelenin başarıyla sonuçlandığının göstergesidir, çocuk bu işi sonucunda yakasına takılacak bir süs için yapmamıştır, çocuğun amacı öğrenmekten alacağı keyiftir. Ya da arkadaşlar arasında gösterilen olumlu bir davranış sosyal kabulü ve tercih edilmeyi getirecektir ki bu durum çocuğun o davranışı göstermesinin temel nedenidir.
Ödülün olmaması gibi ceza da yoktur, çocuklar olumsuz davranışın doğal ya da mantıksal sonucunu bizzat yaşar. Ceza çocuğun davranışının bir yetişkin tarafından değerlendirilmesidir, bu durum her zaman fazla ya da eksik değerlendirme nedeniyle cezanın gereğinden fazla ya da az verilmesiyle sonuçlanır. Bu, çocuğun davranışının sonucunu yanlış anlamasına yol açar. Çocuk tecrübe kazanamamış olur. Üstelik her ceza kişiliği alçaltarak gelişimi olumsuz etkiler.

ÇOCUK KENDİ ÖĞRENME SÜRESİNİ KENDİ BELİRLER
Geleneksel eğitim modelinde öğretmen çocuğun öğrenme hızına bakmadan kendi günlük planına göre ilerlemeye çalışır. Bu da kimi çocukların sıkılmasına yol açarken kimi çocukların da gerekli kazanımı elde edemeden diğer çalışmalara geçilmesine sebep olur. Çocuklar arasındaki rekabet ve kıskançlık hat safhaya çıkar.
Montessori’ de ise her çocuk için bireysel bir plan hazırlanır. Çocuk öğrenme süresini kendi belirler. Çocuklara istedikleri kadar tekrar etme imkanı sunulur. Erken öğrenen yeni bir çalışmaya geçebilecektir. Çünkü öğrenmede herkesin farklı bir ritmi vardır.

ÇOCUKLAR AYNI SINIF VE ZAMANDA İLGİ VE YETENEKLERİNE GÖRE FARKLI ALANLARDA ÇALIŞABİLİR.
Geleneksel eğitim modelinde bütün çocuklar öğretmen tarafından aynı etkinliği yapmaları için yönlendirilir hatta zorlanır. Bu durum kimi çocukların etkinlikten keyif almamasına ve çevresini rahatsız etmesine yol açar. Montessori eğitim sisteminde ise çocuklar İstedikleri materyalle, istedikleri zaman, istedikleri yerde çalışabilirler. İlgileri doğrultusunda çalışabildikleri için okuldan keyif alırlar.

ÇOCUK KENDİ “HATA KONTROLU”NU KENDİ YAPAR
Materyallerdeki hata kontrolü çocuğun kendi hatasını bulmasıyla gerçekleşir. Başka birinden uyarıya, onaya ve düzeltmeye gerek kalmaz. Kendi kendisini düzeltmesine olanak sağlanır. Böylece yetişkinden bağımsızlaşmak doğal olarak gerçekleşir.
 

Copyright © 2017 İZ MONTESSORİ OKULLARI
All Rights Reserved.